<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gebze Haber , darıca haber, gebze gazete</title>
	<atom:link href="http://gebzebulteni.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gebzebulteni.com</link>
	<description>gebze haberlerini izleyebileceğiniz tek adres gebzebulten.com</description>
	<lastBuildDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>“Annem engelli, İstanbul özürlü”</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/%e2%80%9cannem-engelli-istanbul-ozurlu%e2%80%9d.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/%e2%80%9cannem-engelli-istanbul-ozurlu%e2%80%9d.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Burada engellendim]]></category>
		<category><![CDATA[engel]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/%e2%80%9cannem-engelli-istanbul-ozurlu%e2%80%9d.html</guid>
		<description><![CDATA[TOFD Genel Başkanı Ramazan Baş, sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı herkesi gördükleri engelleri fotoğraflamaya ve adresleriyle birlikte ihbar etmeye çağırdı.Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği(TOFD), Tuğba Çetinkaya’nın  “Annem engelli, İstanbul özürlü” sloganıyla trafik kazası sonucu omurilik felci olan annesi Semra Çetinkaya’nın İstanbul sokaklarında yaşadığı zorlukları fotoğraflayarak bloğunda anlatması sonucu “Burada engellendim” çalışmasını bir dava hareketine dönüştürdü. TOFD’un [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width='192' height='142' src='http://im.haberturk.com/2012/01/30/710977_htufak.jpg?1327915144'> </p>
<p>TOFD Genel Başkanı Ramazan Baş, sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı herkesi gördükleri engelleri fotoğraflamaya ve adresleriyle birlikte ihbar etmeye çağırdı.Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği(TOFD), Tuğba Çetinkaya’nın  “Annem engelli, İstanbul özürlü” sloganıyla trafik kazası sonucu omurilik felci olan annesi Semra Çetinkaya’nın İstanbul sokaklarında yaşadığı zorlukları fotoğraflayarak bloğunda anlatması sonucu “Burada engellendim” çalışmasını bir dava hareketine dönüştürdü. TOFD’un öncülüğünde, Türkiye’de yaşanan erişilebilirlik sorunlarının deşifre edildiği ve 5378 Sayılı kanunun tanıdığı süre olan 7 Temmuz 2012 tarihine kadar bu sorunların ortadan kalkması için Türkiye genelinde mücadele ediliyor.İstanbul başta olmak üzere, İzmir, Tunceli, Tokat, Afyon, Samsun, Muğla gibi çok sayıda ilden gelen fotoğraflarla; engelli otoparkı işgali, hatalı araç parkı gibi duyarsız davranışlardan, engellilerin erişimi için eksik olan mimari uygulamalara, kamu kurum ve kuruluşlarından özel şirket binalarına kadar engel oluşturan her yeri deşifre etmeyi amaçlayan www.buradaengellendim.com toplumsal farkındalık yaratmak adına, yayın hayatına başladı. Sitede bulunan Google Map uygulaması sayesinde fotoğrafı yüklenen engelli alanın adresi de belirtiliyor. Mimari engellerin ortadan tamamen kaldırılması için sadece engellilerin değil tüm vatandaşların katkısına ihtiyaç duyduklarını dile getiren TOFD Genel Başkanı Ramazan Baş, sivil toplum kuruluşlarını ve duyarlı herkesi gördükleri engelleri fotoğraflamaya ve adresleriyle birlikte ihbar etmeye çağırdı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/%e2%80%9cannem-engelli-istanbul-ozurlu%e2%80%9d.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu haber bazı erkeklere!</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/bu-haber-bazi-erkeklere.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/bu-haber-bazi-erkeklere.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel fonksiyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[HAP]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[sertleşme kaybı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/bu-haber-bazi-erkeklere.html</guid>
		<description><![CDATA[HABERTURK.COM / HANDAN ÇOLAK Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat’ın verdiği bilgilere göre kronik ağrı kesici kullananlarda sertleşme kaybı görülebiliyor. Son dönemde British Journal of Urology International’da yayınlanan yaklaşık 38 bin erkeği takip eden yeni bir araştırmaya göre sertleşme sorunu riski günde 10 farklı ilaç kullananlarda yüzde 30 oranında artıyor.  Prof. Hattat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width='192' height='142' src='http://im.haberturk.com/2012/01/30/711164_htufak.jpg?1327961461'> </p>
<p>HABERTURK.COM / HANDAN ÇOLAK<br />
Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat’ın verdiği bilgilere göre kronik ağrı kesici kullananlarda sertleşme kaybı görülebiliyor. Son dönemde British Journal of Urology International’da yayınlanan yaklaşık 38 bin erkeği takip eden yeni bir araştırmaya göre sertleşme sorunu riski günde 10 farklı ilaç kullananlarda yüzde 30 oranında artıyor.  Prof. Hattat ağrı kesicilerin yanı sıra cinsel fonksiyonları azaltan bir çok ilaç olduğunun altını çiziyor: “ Bazı tansiyon düşürücü ilaçlar, kalp ritim bozukluğu, yüksek kolesterol, migren, ülser tedavisinde kullanılan bazı ilaçları, bazı idrar söktürücüler, antidepresanlar, bazı hormon ilaçları, rahatlatıcı ve gevşetici ilaçlar, kilo kaybettirici ilaçlar veya pek çok ilaç sertleşme sorununa neden olabilir.  Tabii, mesela yaşla birlikte yaşanan sağlık sıkıntıları arttıkça kullanılan ilaçları türleri ve sayıları da artıyor.  Bu anlamda ilaçların sayısı da cinsellik üzerinde etkili. Ayrıca prostat, mesane ve rektum bölgesine uygulanan radyoterapi de damar ve sinirleri etkileyebiliyor.  Kemoterapinin yan etkileri de olabiliyor.Prof. Hattat şöyle devam ediyor: “Sayısız hastalıkta cinsel fonksiyonlar etkileniyor.  Kalp krizi, kalp yetmezliği, yüksek tansiyon gibi kalp damar sorunları, tiroidin az ya da çok çalışması, karaciğer sorunları, böbrek yetmezliği, MS, Parkinson, Alzheimer hastalığı gibi sinir sistemi rahatsızlıkları, depresyon-anksiyete gibi psikolojik problemler, lupus- romatoid artrit gibi bağışıklık sistemi hastalıkları, kanserler, omurilik lezyonları ya da travmaları, solunum sistemi rahatsızlıkları, uykuda solunum durması (apne) ve daha pek çok rahatsızlıkta cinsel fonksiyonlarda değişimler ve sorunlar oluşabiliyor. Mesela prostat enfeksiyonu olan her iki erkekten biri cinsel sorun yaşıyor.Aslında tüm bu hastalıklar cinsel fonksiyonları üç yönden etkiliyor. Bunlardan ilki var olan sağlık sorununun yarattığı direkt etki.  Yani altta yatan hastalık cinsel cevabın oluşması için gerekli olan damarsal, nörolojik, hormonsal ya da anatomik yapılara zarar verebiliyor.  Mesela cinsel bölgeyi etkileyecek sinir sistemi hasarı, damarsal yetmezlikler direk olarak cinsel fonksiyonları azaltabiliyor.  Bu hastalıkların ikinci etkisi ise indirektir.  Altta yatan hastalığa bağlı oluşacak yorgunluk, ağrı, idrar kaçırma gibi şikayetler cinsel fonksiyonları etkileyebiliyor.  Gerçekten de kronik bir sağlık sorunu nedeniyle ağrısı olan bir kişinin yüksek bir cinsel isteğe sahip olmasını beklemek gerçekçi değildir.  Bunun yanında bu hastalıkların ilişki üzerindeki etkileri vardır.  Hastalar kendilerini cazibelerini yitirmiş hissedebilir, partnerlerinin onları artık beğenmediğine inanabilir.  Partnerlerin aşısı korumacı his ve tavırları da hastaları bazen olumsuz etkileyebiliyor.  Eşleri de hastaların cinsel konudaki sıkıntılarını üzerlerine alınıp, suçu kendilerinde arayabilirler.  Yani duygusal açıdan çiftin arası açılabilir, bazen ilişki çatışmaları da doğabiliyor.  Bu faktörlerin yanında hastalıklar için uygulanan tedaviler de cinselliği etkileyebiliyor.  Kronik hastalıklarda medikal tedavilerden, cerrahiye kadar bir dizi tedavi seçeneği uygulanıyor.  Tabii bu tedavilerden bazıları cinselliği olumsuz etkileyebiliyor.  Örneğin beyin veya omurilik hasarı yaratan bir operasyon sertleşme sorununa yol açabiliyor. Yine mesane, prostat veya rektum bölgesindeki sinirlere hasar veren veya kasık bölgesinde uygulanan cerrahi işlemler, penisin damar yapısını bozan operasyonlarda da sertleşme sorunu görülebiliyor.  Özellikle kronik hastalıkların kontrol altına alındığı dönemlerde hastalar eski yaşam tarzlarına dönmeyi arzuluyor.  Bu noktada cinsellik çiftin gündemine tekrar geliyor.  Çünkü akut dönemlerde, özellikle uygulanan ağır bir tedavi veya şiddetli ağrı gibi şikayetler varsa genellikle cinselliğe bir dönem ara veriliyor.  Bu aradan sonra çift eski cinsel hayatlarına geri döneceklerini düşünüyorlar.  Ancak bu noktada cinsel fonksiyonlarda bir değişim fark ettiklerinde şaşırıp, üzülebiliyorlar.  Çoğu zaman ne yapacaklarını veya nereye başvuracaklarını bilemiyorlar.  Bazı çiftler bu konuyu aralarında dahi hiç konuşmuyor ve hiçbir tedavi arayışına girmeden aseksüel bir yaşamı kabul ediyorlar.  Bu nedenle birinci nokta, kronik sağlık sorunlarında ve ilaç kullanımlarında cinsel fonksiyonlarda meydana gelecek değişimlerin bilinmesidir.  Bunlar bilinirse, hasta ve eşi karşılaşacakları sorunlara hazırlı oluyorlar.  İkinci önemli nokta ise çiftin iletişimden  vazgeçmemesidir.  Biz cinsel sorunları çiftin ortak problemi olarak ele alma taraftarıyız.  Çünkü bir partnerin sorunu mutlaka diğer partneri de etkiliyor ve hem cinsellik hem de ilişki kalitesi olumsuz etkileniyor. Burada sonuca odaklı, hasta ve eşi için mutluluk yaratacak formüller üretmek önemlidir.  Bazen cinsel yaklaşımda ufak bir değişim bile çift için önemli sonuçlar doğurabiliyor.  Bir de partnerlerin cinsel sıkıntılarını anlatması ve bu konuda bilgi alması bile rahatlatıcı oluyor. <br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/bu-haber-bazi-erkeklere.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Top yine taraflarda</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/top-yine-taraflarda.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/top-yine-taraflarda.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[eczacılar]]></category>
		<category><![CDATA[SGK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/top-yine-taraflarda.html</guid>
		<description><![CDATA[Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eczacılar ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında 1 Şubat 2012 tarihinde dolan ilaç alım protokolüne ilişkin görüşmelerin devam ettiğini söyledi.Bakanlar Kurulu sonrası açıklama yapan Arınç, gazetecilerin, ilaç alımı konusunda yaşanan sıkıntıda çözüme yaklaşılıp yaklaşılmadığı ile ilgili soruyu cevapladı. Eczacılar ile SGK arasındaki ilişkilerde geçmiş yıllarda da buna benzer bazı tartışmalar yaşandığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width='192' height='142' src='http://im.haberturk.com/2012/01/31/711272_htufak.jpg?1328004332'> </p>
<p>Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, eczacılar ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında 1 Şubat 2012 tarihinde dolan ilaç alım protokolüne ilişkin görüşmelerin devam ettiğini söyledi.Bakanlar Kurulu sonrası açıklama yapan Arınç, gazetecilerin, ilaç alımı konusunda yaşanan sıkıntıda çözüme yaklaşılıp yaklaşılmadığı ile ilgili soruyu cevapladı. Eczacılar ile SGK arasındaki ilişkilerde geçmiş yıllarda da buna benzer bazı tartışmalar yaşandığını dile getiren Arınç, &#8220;Sonuçta taraflar uzlaşarak bir karara varmıştı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız, bu konuyla ilgili taraflar arasındaki görüşmelerin devam ettiğini söyledi.&#8221; diye konuştu.İntibak Yasası&#8217;nın, Bağ-Kur emeklilerini kapsayacak şekilde genişletilmesi konusunun, Bakanlar Kurulu gündeminde gelip gelmediği sorusunu da Arınç, &#8221;Bu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızın daha önce konuştuğumuz ve sevkine karar verdiğimiz Bakanlar Kurulu tasarısı içerisinde, ayrıca, bu konunun da yer almasına yönelik bir çalışmasıdır. Bunu Sayın Bakanımız yürütüyor, Bakanlar Kurulu gündemine gelmedi.&#8221; diye cevapladı.<br />
Türk Eczacılar Birliğinden (TEB) yapılan yazılı açıklamada, SGK ile eczacılar arasındaki ilaç alım protokolüyle ilgili Bakanlar Kurulu&#8217;ndan çıkacak sonucun beklendiklerini bildirmişti.<br />
UZLAŞI SİNYALİÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, &#8220;Bugünkü görüşmeden büyük ihtimalle uzlaşı çıkacak&#8221; dedi.<br />
Ajanslar</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/top-yine-taraflarda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum kontrolünde devrim</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/dogum-kontrolunde-devrim.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/dogum-kontrolunde-devrim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[doğum kontrolü]]></category>
		<category><![CDATA[sperm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/dogum-kontrolunde-devrim.html</guid>
		<description><![CDATA[Ultrason, erkeklerde doğum kontrol yöntemi olarak etkili olabilir.ABD&#8217;nin Kuzey Carolina Üniversitesi&#8217;nden Dr. James Tsuruta ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırmada bilim adamları, ultrason ile sperm sayısını azaltmayı başardı.Bilim adamları farelerin testislerini 3 megahertzlik ultrason seanslarına tabi tuttu. İletkenliği sağlamak için farelerin testislerine 37 derece sıcaklıkta tuzlu bir solüsyon sürüldü.48 saatlik aralıklarda 15&#8242;er dakikalık 2 seanstan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width='192' height='142' src='http://im.haberturk.com/2012/01/31/711338_htufak.jpg?1328001998'> </p>
<p>Ultrason, erkeklerde doğum kontrol yöntemi olarak etkili olabilir.ABD&#8217;nin Kuzey Carolina Üniversitesi&#8217;nden Dr. James Tsuruta ve ekibinin fareler üzerinde yaptığı araştırmada bilim adamları, ultrason ile sperm sayısını azaltmayı başardı.Bilim adamları farelerin testislerini 3 megahertzlik ultrason seanslarına tabi tuttu. İletkenliği sağlamak için farelerin testislerine 37 derece sıcaklıkta tuzlu bir solüsyon sürüldü.48 saatlik aralıklarda 15&#8242;er dakikalık 2 seanstan sonra sperm sayısının önemli ölçüde azaldığı görüldü.İnsanlarda sperm sayısı mililitrede 15 milyonun altına indiğinde erkeğin kısır olarak kabul edildiğini hatırlatan Tsuruta, insanlardan farklı olarak farelerin az sayıda spermle de doğurgan olabileceklerini belirterek, ancak araştırmada, farelerin sperm sayısının mililitrede 10 milyonun altına indirilebildiğini vurguladı.Araştırma &#8220;Reproductive Biology and Endocrinology&#8221; dergisinde yayımlandı.Doğum kontrol etkisinin ne kadar süreceğini, tekrarlanan ultrason seanslarının zararlı olup olmadığını belirlemek üzere başka araştırmaların yapılması gerektiği belirtildi.<br />
AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/dogum-kontrolunde-devrim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayallerinin peşinden gidiyorlar</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/hayallerinin-pesinden-gidiyorlar.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/hayallerinin-pesinden-gidiyorlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[nakil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/hayallerinin-pesinden-gidiyorlar.html</guid>
		<description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Doç.Dr. Ayhan Dinçkan, &#8221;Merkezin yeni hedefi ise vücuttaki tüm iç organları aynı anda nakletmek&#8221; dedi.Dinçkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversite bünyesinde 1992 yılında kurulan merkezin, iki yıl önce enstitü haline geldiğini söyledi. Dinçkan, merkezin bugüne kadar imza attığı önemli başarılarla, ismini tıp dünyasına duyurduğunu kaydetti.Dinçkan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width='192' height='142' src='http://im.haberturk.com/2012/01/31/711463_htufak.jpg?1328017584'> </p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Doç.Dr. Ayhan Dinçkan, &#8221;Merkezin yeni hedefi ise vücuttaki tüm iç organları aynı anda nakletmek&#8221; dedi.Dinçkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üniversite bünyesinde 1992 yılında kurulan merkezin, iki yıl önce enstitü haline geldiğini söyledi. Dinçkan, merkezin bugüne kadar imza attığı önemli başarılarla, ismini tıp dünyasına duyurduğunu kaydetti.Dinçkan, hastane bünyesinde ilk böbrek naklinin 1982 yılında gerçekleştirildiğini, böbreğin yanı sıra karaciğer, pankreas ve kalp nakillerinin de rutin hizmet halini aldığını anlattı. Doç.Dr. Dinçkan, çift kol, yüz ve bacak nakilleri operasyonuyla da merkezin başarısını bir kez daha kanıtladığını vurguladı.Dünya&#8217;da ilk defa yapılan rahim naklinin de Akdeniz Üniversitesi&#8217;nde gerçekleştirildiğini bildiren Dinçkan, &#8221;Merkezin yeni hedefi ise vücuttaki tüm iç organları aynı anda nakletmek&#8221; dedi.Doç.Dr.Ayhan Dinçkan, her türlü iç organ naklini başarılı yapan bir merkez olduklarını anlatarak, &#8221;Dünyada hangi nakiller yapılıyorsa burada bunları da yapmaya aday olduk. Hayal ettiğiniz sürece beyin ve sinirler dışında vücuttaki her organın naklini yapabilirsiniz. Hayal etmek bitmediği sürece daha başka nakiller de düşünebilirsiniz, hayaller sınırlı değilse, organ naklinin de sınırı yoktur&#8221; dedi.Dinçkan, dünyada gerçekleştirilen yüz naklinin sayısının 20 civarında olduğunu kaydetti. Yapılan deneysel ameliyatların ve ilklerin bilime hizmet ettiğini belirten Dinçkan, &#8221;Yakın zaman sonra yüz nakli, çift kol naklinin de karaciğer, böbrek nakli gibi rutin bir hizmet haline dönüşecektir&#8221; diye konuştu. Dinçkan, dünyada çok nadir yapılan ya da hiç yapılmayan nakillerin, Akdeniz Üniversitesi&#8217;nde gerçekleştirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceğini bildirdi.HASTA ÇOK, ORGAN YOKOrgan nakli konusunda yapılan başarılı operasyonların organ bağışını da artırdığına işaret eden Enstitü Müdürü Doç. Dr. Dinçkan, vatandaşların daha duyarlı hale geldiğini bildirdi.Organ bağışı konusunda Türkiye&#8217;nin birçok gelişmiş ülkenin gerisinde yer aldığını bildiren Dinçkan, sözlerini şöyle sürdürdü:&#8221;Bir hasta ve bir organ bulduğumuzda kafamızdaki standart işlemleri gerçekleştiriyoruz. Esas problem, hasta çok organ yok. Organı nereden bulmamız gerekiyor, organı elbette ki kadavra dediğimiz beyin ölümü gerçekleşmiş yoğun bakım hastalarından temin etmemiz gerekiyor. Gelişmiş ülkelere baktığımızda bütün organ nakillerinin yüzde 70,i beyin ölümü gerçekleşmiş kadavra dediğimiz hastalardan elde edilen organları nakil etme yoluyla yapılıyor. Bizim gibi ülkelerde tam tersi durum söz konusu. Yüzde 70&#8242;i canlı vericilerden, yüzde 30&#8242;u ise kadavra vericilerden organ nakli yapıyoruz ki bu esasında hiç de tasvip edilen bir oran değil.&#8221;Doç.Dr. Dinçkan, Türkiye&#8217;de tıbbi imkanların yetersiz olmadığını, yoğun bakım yataklarının yeterince bulunduğunu ifade etti. Beyin ölümü gerçekleşmiş hastanın da mevcut olduğunu ifade eden Dinçkan, tek sıkıntının, beyin ölümü gerçekleşmiş insanlardan organ bağışının yeterli düzeyde olmamasından kaynaklandığını bildirdi.Son bir haftada organ nakli koordinatörlerine başvurarak organ bağış kartı alan kişilerin sayısında artış olduğunu anlatan Dinçkan, ancak kadavradan organ bağışının ise sınırlı olduğunu söyledi. Türk halkının çok duyarlı olduğunu ifade eden Dinçkan, &#8221;Organ bağış kartı alan kişilerin sayısında ciddi bir artış var. Bu artış içinde yüzünü, kolunu, bacağını bağışlayanlarda önemli ölçüde artış var&#8221; dedi.Dinçkan, Ahmet Kaya gibi örnekler çoğaldıkça insanların da organ bağışına duyarlılığının artacağını bildirdi.ORGAN BAĞIŞI KARTI VASİYET OLUYORAkdeniz Üniversitesi Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Dinçkan, bir insanın yaşarken organlarını bağışlayabileceğini ancak bunun bugünkü yasalara göre yeterli olmadığını kaydetti.İnsanların organ nakli merkezlerine ya da Sağlık Bakanlığı hastanelerindeki koordinatörlerine başvurarak organlarını bağışlayabileceklerini dile getiren Dinçkan, şunları söyledi:&#8221;Bir insan organ bağış kartı aldığında organlarını bağışlamış olmuyor, sadece ailesine vasiyet etmiş oluyor. Siz organlarınızı bağışladığınız zaman &#8216;ben organlarımı bağışladım, bu da benim bağış kartım&#8217; dediğinizde siz organ donörü olduğunuzda yakınlarınızın bağışlamasını bir vasiyet bırakmış oluyorsunuz. Yani organ bağış kartı elde etmekle yoğun bakımda bir beyin ölümü gerçekleştiğinde organlarınız doğrudan bağışlanmış olmuyor. Ailenizden en az iki kişinin yasal olarak imzalı onayının alınması gerekiyor.&#8221;<br />
AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/hayallerinin-pesinden-gidiyorlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bugün olmadı belki yarın</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/bugun-olmadi-belki-yarin.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/bugun-olmadi-belki-yarin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç krizi]]></category>
		<category><![CDATA[SGK]]></category>
		<category><![CDATA[SGK Başkanı Fatih Acar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/bugun-olmadi-belki-yarin.html</guid>
		<description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, eczanelerin, iskontalarıyla ilgili taleplerinin bulunduğunu belirterek, &#8221;Görüşmeler neticesinde uzlaşacağımızı düşünüyorum. Onlar da iyi niyetliler&#8221; dedi. Çelik, TBMM&#8217;de gazetecilerin sorularını yanıtladı. İlaçla ilgili sorular üzerine Çelik, nihai görüşmeler yapacaklarını, büyük ihtimalle uzlaşı çıkacağını söyledi. Çelik, dün 15 madde üzerinde değerlendirme yaptıklarını, bir-iki maddeyi bugüne ertelediklerini anımsattı. Eczanelerin iskontalarıyla ilgili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width='192' height='142' src='http://im.haberturk.com/2012/01/31/711448_htufak.jpg?1328045394'> </p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, eczanelerin, iskontalarıyla ilgili taleplerinin bulunduğunu belirterek, &#8221;Görüşmeler neticesinde uzlaşacağımızı düşünüyorum. Onlar da iyi niyetliler&#8221; dedi. Çelik, TBMM&#8217;de gazetecilerin sorularını yanıtladı. İlaçla ilgili sorular üzerine Çelik, nihai görüşmeler yapacaklarını, büyük ihtimalle uzlaşı çıkacağını söyledi. Çelik, dün 15 madde üzerinde değerlendirme yaptıklarını, bir-iki maddeyi bugüne ertelediklerini anımsattı. Eczanelerin iskontalarıyla ilgili taleplerinin bulunduğuna işaret eden Bakan Çelik, &#8221;Reçete başına iskontolarla ilgili talepleri var. İskontoların yüksekliğinden dolayı kar marjlarının düştüğü, ek desteğe ihtiyaç duyduklarını ifade ediyorlar. Gruptaki sunumdan sonra görüşmeler neticesinde uzlaşacağımızı düşünüyorum. Onlar da iyi niyetliler&#8221; dedi.Çelik, cirosu çok düşük 10-12 bin eczane olduğuna işaret ederek, &#8221;Bunların yüzde 50 oranında olduğunu söyleyebilirim. Çok sayıda eczane olmasından dolayı da sıkıntı var. Bunlara dönük iskontalarda düzenleme yapılabilir. Onlar da uzatmaktan yana değil. 3 yıl geçti ve o protokol devam ediyor. Boşluk olmayacağını söyleyebilirim&#8221; diye konuştu.<br />
Alınan son bilgiye göre, bugün yapılması planlanan görüşmeler yarına ertelendi.<br />
SGK BAŞKANI: İLAÇ SIKINTISI OLMAYACAKSGK Başkanı Fatih Acar, eczacılarla yapılacak ilaç alım sözleşmesiyle ilgili, &#8221;Vatandaşımız 1 Şubat tarihinde herhangi bir tedirginlik duymasın. Sözleşme 1 Şubat tarihinde imzalanmamış olsa bile vatandaşın eczanelerden ilaç almasına ilişkin bir sıkıntı olmayacak, çünkü mevcut sözleşmenin hükümleri devam ediyor&#8221; dedi.Acar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik başkanlığında Türk Eczacılar Birliği (TEB) yönetimiyle dün bir toplantı gerçekleştirdiklerini ve toplantıda bazı sorun alanı olarak görülen konuların değerlendirildiğini ifade etti. Acar, son 1 ayda yapılan görüşmelerde belli bir aşamaya gelindiğini söyledi.Bu görüşmelerde eczanelerin bazı taleplerinin değerlendirildiğini ve bu konuda önemli bir yol alındığını dile getiren Acar, &#8221;TEB ile yarın sayın bakanımızın başkanlığında tekrar bir araya gelmek suretiyle konunun olumlu bir şekilde neticeleneceğini ümit ediyorum. Bu konuda bizim özellikle vatandaşlarımız açısından bir tedirginlik alanı oluşturulduğunu görüyorum. Böyle bir şey asla söz konusu değil. SGK sonuçta her türlü önlemi alır. Vatandaşımızı mağdur edecek bir uygulama söz konusu olmaz&#8221; dedi.&#8221;ECZANELERİN FESİH İŞLEMLERİNİ ZORLAŞTIRDIK&#8221;Acar, 2009 yılında 3 yıllığına TEB ile bir sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmenin süresinin yarın sona ereceğini hatırlatarak, şöyle konuştu:&#8221;Sözleşmenin en son maddesinde diyor ki: &#8216;Bu sözleşmenin süresi 3 yıldır. Sözleşme süresinin bitimine 1 ay kala taraflar görüşmeye başlar, yeni bir sözleşme imzalanır. Yeni sözleşmenin herhangi bir nedenden dolayı imzalanmaması durumunda görüşmeler devam eder&#8217; diye bir hüküm var. Bu hüküm çerçevesinde görüşmeler devam ediyor. Dün görüşmelerimiz biraz daha yoğunlaştı. Önemli bir aşamaya gelindi. Burada özellikle TEB tarafından dile getirilen bazı konular vardı. Eczacılarımız mağdur olmasın diye bu konulara sıcak baktık. Bin 200 eczanenin yaklaşık fesih cezasıyla karşı karşıya olunduğunu, bu eczacıların zor durumdan kurtarılması gerektiğini ifade ettiler. Biz de kurum olarak bu eczacılarımıza bir şans daha verdik. Fesih işlemlerini zorlaştırdık. Yeni protokolde eczacılarımızın lehine olan hükümlerin uygulanacağı belirtildi. Protokolde eczacılarımızın lehine önemli kararlar alınmış oldu.&#8221;Görüşmelerde TEB yönetiminin bazı başka talepleri de olduğunu belirten Acar, &#8221;Makul karşılanabilecekleri zaten makul karşıladık ama fiilen yerine getirilmesi mümkün olmayanları da kendilerine söyledik. Şu aşamada bu taleplerin yerine fiilen getirilmesinin mümkün olmadığını dile getirdik&#8221; dedi.TEB yetkilileriyle yapılan görüşmede Bakan Çelik&#8217;in gerekli notları aldığına işaret eden Acar, şöyle konuştu:&#8221;Sayın Bakanımız ve kurum başkanı olarak ben bugüne kadar hep olumlu yaklaştık. Sorunu devam ettirmek değil, sorunu çözmede taraf olan bir yönetim anlayışı sergiledik. Bu çerçevede Türk Eczacılar Birliği de aynı anlayış çerçevesinde hareket etti. Bir sorun yaşanacağını zannetmiyorum. Vatandaşımız 1 Şubat tarihinde herhangi bir tedirginlik duymasın. Sözleşme 1 Şubat tarihinde imzalanmamış olsa bile vatandaşın eczanelerden ilaç almasına ilişkin bir sıkıntı olmayacak, çünkü mevcut sözleşmenin hükümleri devam ediyor. Vatandaş herhangi bir ilaç sıkıntısı yaşamayacak.&#8221;<br />
&#8220;GÖRÜŞME SONUÇLANANA KADAR&#8230;&#8221;Türk Eczacılar Birliği Genel Sekreteri Harun Kızılay, &#8221;Eczacılar, Sayın Bakan ile yapacağımız görüşme sonuçlanana kadar hastalarımıza eskisi gibi ilaç vermeyi sürdürecektir&#8221; dedi.<br />
AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/bugun-olmadi-belki-yarin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuk hava kalbinizi vurmasın</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/soguk-hava-kalbinizi-vurmasin.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/soguk-hava-kalbinizi-vurmasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kalp krizi]]></category>
		<category><![CDATA[soğuk hava]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/soguk-hava-kalbinizi-vurmasin.html</guid>
		<description><![CDATA[Konya Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Gök, yurt genelinde etkisini gösteren kış şartlarında yemek yedikten sonra soğuğa karşı yürümenin göğüs ağrısını, tansiyon yükselmesini, anjinayı (kalp damar daralmasına veya spazmına bağlı göğüs ağrısı) tetiklediğini ve bunların da kalp krizine neden olduğunu bildirdi.Özellikle sabahın erken saatinde dışarı çıkmak isteyenlere tedbirli olmaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Konya Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Gök, yurt genelinde etkisini gösteren kış şartlarında yemek yedikten sonra soğuğa karşı yürümenin göğüs ağrısını, tansiyon yükselmesini, anjinayı (kalp damar daralmasına veya spazmına bağlı göğüs ağrısı) tetiklediğini ve bunların da kalp krizine neden olduğunu bildirdi.Özellikle sabahın erken saatinde dışarı çıkmak isteyenlere tedbirli olmaları uyarısında bulunan Gök, &#8221;Vatandaşlarımıza, sabahları fazla yemek yemeden mutlaka yumurtayla, iç sıcaklığı artıracak süt, salep, bal veya şeker hastalığı olmayanlar için pekmez gibi kalori sağlayacak gıda aldıktan sonra dışarı çıkmasını tavsiye ediyoruz&#8221; dedi.Tok karına kalbin oksijen ihtiyacının arttığını, kalp damarlarına giden kan miktarının azaldığını belirten Gök, &#8221;Yemek yedikten sonra soğuğa karşı yürümek, göğüs ağrısını, tansiyon yükselmesini ve anjinayı tetikler, bunlar da kalp krizine sebep olur. Onun için gün geçmiyor ki bir davetten sonra göğüs ağrısıyla bir hasta gelmesin&#8221; diye konuştu.Bilhassa aşırı kilolu olanlara ekmek miktarını azaltması tavsiyesinde bulunan Gök, tam buğday ekmeğinden bir dilim yemenin, şekeri azaltmanın, dengeli beslenmenin hayati öneme sahip olduğuna dikkati çekti.Akşam yemeklerinin çok az ve hafif yenmesi gerektiğine dikkati çeken Gök, &#8221;Kalp hastası olanlar ölçülü yemeli ve mutlaka süt ve yumurta gıdasını az da olsa almalı. Öğle ve akşam hafif yemeli, mutlaka düzenli egzersiz yapmalı. Yani günde yarım saat yürümeli ama kalp damar hastalığı olanlar, rüzgara karşı, soğuğa karşı, tok karına yürürse kalp krizi geçirirler&#8221; ifadelerini kullandı.Dışarı çıkarken eldiven, bere ve boğazlı kazak kullanılmasının gerekli olduğunu anlatan Gök, şunları kaydetti:&#8221;Soğuk, doğrudan kalbi besleyen koroner arterlerde (kalbi besleyen damarlar) spazm yapıyor. Kalp damarlarındaki darlıkların yırtılması kalp krizine neden oluyor. Bu da ani tansiyon yükselmelerine ve ani ölümle sonuçlanabiliyor. Aynı şekilde, organlarda, elimizde veya yüzümüzde soğuğun etkisiyle spazm oluşması da tansiyonda ani yükselmelere sebep olabiliyor. Bu da yine kalp krizini tetikleyen önemli bir rol üstleniyor. Kalp krizi geçiren hastaların yüzde 15-20&#8242;si hastaneye ulaşamadan yaşamını kaybedebiliyor.&#8221;Kalp hastalığı olanların, ilaçlarını mutlaka almaları önerisinde bulunan Gök, şöyle devam etti:&#8221;Sabahları artan sinir sistemindeki uyarılma, kanda hormonların artışına neden oluyor. Sabahın erken saatlerinden öğleye kadar vücudun doğal ritme uygun şekilde kan basıncı artıyor. Kandaki pıhtılaşmayı sağlayan etkenlerin yapışkanlık değeri artıyor, hormonlar artıyor, dolayısı ile kalp krizi, ani ölüm hipertansiyon kalp komplikasyonları sabah erken oluşuyor. O nedenle hastalara, sabahları ilaçlarını almalarını tavsiye ediyoruz.&#8221;SİGARA SOĞUKTA DAHA DA ÖLDÜRÜCÜ OLUYORSigaranın ciddi ve ölümcül bir problem olduğunu dile getiren Gök, &#8221;Halkımız, soğuktan korunmak için bile sigara içiyor. Sigara tansiyonu zaten yükseltiyor, soğukta ona ilave edilince daha tehlikeli sonuçlar ortaya çıkıyor. Bu konuya çok duyarlı olmak lazım. Sigara koruyucu değil aksine öldürücü oluyor&#8221; dedi.Gıdalar konusunda &#8221;Sütte kanserojen maddesi var, etli mamullerde zararlı şeyler var&#8221; gibi değişik spekülasyonlar olduğunu savunan Gök, &#8221;Günün her saatinde süt öneriyoruz. Sabahleyin sıcak bir süt veya akşamları yarım bardak sıcak bir süt içilmesini ısrarla tavsiye ediyoruz. Özellikle 40-45 yaşından sonra kemik erimesine engel olması için de süt öneriyoruz. Her şeyin zararlı etkisi olabilir ama ölçüyü kaçırmamak lazım. Sütte, koruyucu bir takım katkı maddelerinin olduğu ifade ediliyor, bu konuda Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlükleri veya sağlık kuruluşlarına çok önemli görevler düşüyor&#8221; diye konuştu.<br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/soguk-hava-kalbinizi-vurmasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Atilla Kavdır&#8217;ın son durumu</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/iste-atilla-kavdirin-son-durumu.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/iste-atilla-kavdirin-son-durumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Atilla Kavdır]]></category>
		<category><![CDATA[kol nakli]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ömer Özkan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/iste-atilla-kavdirin-son-durumu.html</guid>
		<description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Ramazanoğlu, çift kol nakli yapılan Atilla Kavdır&#8217;ın ameliyat sonrası kanama ve düşük tansiyon nedeniyle böbrek ve karaciğerinde bir takım sorunlar oluştuğunu ancak uygulanan tedaviyle sorunların aşılmak üzere olduğunu bildirdi.Prof. Dr. Ramazanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çift kol nakli yapılan Kavdır&#8217;ın ameliyat sonrası genel durumunda belirgin bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width='192' height='142' src='http://im.haberturk.com/2012/01/31/711501_htufak.jpg?1328024307'> </p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Ramazanoğlu, çift kol nakli yapılan Atilla Kavdır&#8217;ın ameliyat sonrası kanama ve düşük tansiyon nedeniyle böbrek ve karaciğerinde bir takım sorunlar oluştuğunu ancak uygulanan tedaviyle sorunların aşılmak üzere olduğunu bildirdi.Prof. Dr. Ramazanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çift kol nakli yapılan Kavdır&#8217;ın ameliyat sonrası genel durumunda belirgin bir iyileşme olduğunu söyledi.Başlangıçta ameliyat sonrası Kavdır&#8217;ın çok sorunlu bir dönem geçirdiğini ifade eden Ramazanoğlu, hastanın belli bir süre tansiyonunun düşük seyrettiğini kaydetti.Yapılan tedavilerle hem tansiyon hem de nabzının normal sınırlara getirildiğini anlatan Ramazanoğlu, &#8221;Hastanın başlangıç döneminde yaşanan kanama ve düşük tansiyon, böbrek ve karaciğerde bir takım sorunlara yol açtı. Ama bugün için böbrek ve karaciğerde sorunlar iyiye doğru gidiyor&#8221; dedi.Böbrekler ve karaciğerde kalıcı durum olup olmadığını şu anda söylemenin mümkün olmayacağını dile getiren Ramazanoğlu, bu tür vakalara sık rastlandığını ancak düzeleceğine inandığını belirtti.Atilla Kavdır&#8217;ın solunum cihazına bağlı olmasına rağmen kendisiyle iletişim kurabildiklerini söyleyen Ramazanoğlu, &#8221;Söylediklerimizi anlıyor, bilinci açık ama bir müddet daha yoğun bakımda kalacağını düşünüyoruz. &#8216;Hayati tehlikesi var mı?&#8217; derseniz evet, çünkü yoğun bakımda yatan her hastanın hayati tehlikesi vardır&#8221; diye konuştu.Daha ağır hastalarla karşılaştıklarını ve onların da bu tür riskleri aştığını vurgulayan Prof. Dr. Ramazanoğlu, Atilla Kavdır&#8217;ın da bu sorunları kısa sürede aşacağına inandığını bildirdi.PROF. DR. ÖMER ÖZKAN: GAYET NORMALAkdeniz Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan da ameliyat öncesinde Kavdır&#8217;ın böbrek ve karaciğerinde bir sorun olmadığını ancak bu tür ameliyatlarda böyle durumların beklendiğini kaydetti.Kollarla ilgili herhangi bir sorun yaşanmadığını, dolaşımın normal olduğunu belirten Özkan, hastanın gidişatı ile ilgili grafiğin iyi yolda ilerlediğini bildirdi.Kollarla ilgili cerrahi riskin geçtiğini ve kolları almayı hiçbir zaman düşünmediklerini vurgulayan Özkan, &#8221;Ancak hastaya yük olacağını düşünürsek hemen alırız&#8221; diye konuştu.Atilla Kavdır&#8217;ın eşiyle çok rahat iletişim kurabildiğini, bunun da sağlığını olumlu etkilediğini anlatan Özkan, pembe bir tablo çizmeden, riskleri göz önünde tutarak tedavi sürecini devam ettirdiklerini bildirdi.<br />
 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/iste-atilla-kavdirin-son-durumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Soğuklar öldürebilir</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/soguklar-oldurebilir.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/soguklar-oldurebilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[acil durumlar]]></category>
		<category><![CDATA[hipotermi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/soguklar-oldurebilir.html</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width='192' height='142' src='http://im.haberturk.com/2012/01/31/711516_htufak.jpg?1328025613'></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/soguklar-oldurebilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kar körlüğe dikkat!</title>
		<link>http://gebzebulteni.com/kar-korluge-dikkat.html</link>
		<comments>http://gebzebulteni.com/kar-korluge-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 22:39:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[göz]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[Hisar Intercontinental Hospital Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Uzmanı Op. Dr. Faruk Eroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kâr]]></category>
		<category><![CDATA[kar körlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[ultraviyole]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gebzebulteni.com/kar-korluge-dikkat.html</guid>
		<description><![CDATA[Kar körlüğü olarak bilinen bu rahatsızlık, gözün ani ve yoğun ultraviyole ışınlara maruz kalması sonucu oluşan bir göz rahatsızlığı. Hisar Intercontinental Hospital Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Uzmanı Op. Dr. Faruk Eroğlu, birçok belirtiyle kendini gösteren kar körlüğünün, göz kapaklarında ve konjonktiva tabakasında (göz akını ve kapakların içini kaplayan ince zar) kızarıklıklara ve yanıklara yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img width='192' height='142' src='http://im.haberturk.com/2012/01/31/711547_htufak.jpg?1328049041'> </p>
<p>Kar körlüğü olarak bilinen bu rahatsızlık, gözün ani ve yoğun ultraviyole ışınlara maruz kalması sonucu oluşan bir göz rahatsızlığı.<br />
Hisar Intercontinental Hospital Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Uzmanı Op. Dr. Faruk Eroğlu, birçok belirtiyle kendini gösteren kar körlüğünün, göz kapaklarında ve konjonktiva tabakasında (göz akını ve kapakların içini kaplayan ince zar) kızarıklıklara ve yanıklara yol açtığını belirterek, &#8220;En önemli etkisini ise gözün en ön kısmında bulunan kornea tabakasında gösterir. Buna bağlı gözlerde yanma, batma hissi, sulanma, ağrı ve fotofobi (aşırı ışık hassasiyeti) oluşur. Göz kapaklarında istemsiz kapanma (blefarospazm) görülür. Gözde oluşturduğu hasarın şiddetine göre ise farklı derecelerde bulanık görmeye de yol açabilir. Ani ve yoğun şekilde ultraviyole ışınlara maruz kalan gözlerde hassasiyet ve şikâyetler 6-8 saat sonra başlar ve birkaç gün sürebilir. Fakat gözlerde oluşan hasarın boyutuna göre bu süre 1 haftaya kadar uzayabilir&#8221; dedi.  Eroğlu, kar körlüğünün gözlerde oluşturduğu tahribatın ve rahatsızlığın etkisini en aza indirmek için şu tavsiyelerde bulundu: &#8220;Gözleri bol suyla yıkayın, göz kapaklarına soğuk pansumanlar yapın, gözlerde oluşan ağrıyı hafifletmek için suni gözyaşı, çok ağrılı durumlarda ise ağrı kesiciler doktor kontrolünde kullanılabilir. Kar körlüğüne maruz kalan kişinin, özellikle ağrı ve bulanık görme şikayetleri varsa, hiç vakit kaybetmeden bir göz hekimine başvurması gerekir&#8221;.<br />
GÖZLERİNİZİ ASLA OVUŞTURMAYIN<br />
Kar körlüğüne maruz kalan kişiler gözlerini asla ovuşturmaması gerektiğini belirten Eroğlu, bunun rahatsızlığın daha da ilerlemesine ve korneada yaralanmalara yol açabileceğini kaydetti.  Eroğlu, kar körlüğüne maruz kalmamak için alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı: &#8220;Ultraviyole blokajlı koyu renkli güneş gözlükleri kar körlüğünü engeller. Gözlüklerin mümkün olduğu kadar geniş çerçeveli, göz ve çevresini tam kaplayanları tercih edilmelidir. Özellikle göz hastalığı olanlar, daha önceden göz ameliyatı geçirmiş olanlar ve göz kuruluğu olan kişilerde bu rahatsızlık daha ağır tahribatlara yol açabilir. Bu kişilerin mutlaka koruyucu gözlükle karlı ortamlara çıkmaları, koruyucu suni gözyaşı damlaları kullanmaları kar körlüğünde oluşacak muhtemel problemlerin önlenmesi açısından önemlidir&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gebzebulteni.com/kar-korluge-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

